YOLLAR AYIRDI AMA BİZ YİNE KAVUŞTUK

21 Ocak 2020, Salı

Yaklaşık 7 yıl önce trafik kazası sonucu, kafasının neredeyse yarısı dağılan ve hafızasını yitiren ama Allahın ona yeniden yaşam bağışladığı Cemal kardeş ve fedakârlık abidesi eşi Tülin ile şeker kızları Yağmurdu yol arkadaşlarım. Yol boyu sıcacık sohbetle- gönül bağımızı da kurarak İstanbul’a ılık bir havada indik. Ver elini Adli Tıp. Yurdun dört bir yanından gelmiş insanların her yerde olduğu gibi, sıra kavgaları, uyanıklara ve söylenen tüm sözlere kulak tıkayıp, bildiklerini okumalarına tanık olduk. Oysa en ön sırada olan, daha sonra dosya bulunması ve onları ilgilendiren hekimlerin durumuna göre en arkaya kalışları da sanki doğal bir ceza gibiydi.

Dirim ailesi ile öğleyin vedalaştık. Ben taksiye atladığım gibi aylardır görmediğim kardeşime Başak şehre gittim.

Başakşehir kaymakamlık binası dıştan çok sevimli bir yerdi. Beni canım kardeşimin sekreteri Gazal AKÇA karşıladı. Sanki yıllardır tanışıyormuşçasına sıcak ve ilgiliydi Gazal hanım. Biz Turgutlu kaymakamı iken tanışmıştık Uğur TURAN kardeşimle. Salihlide bir şiir şöleninde gündüz ve gece misafirimiz olmuş, daha sonra ki ziyaretlerimizde farklı bir yakınlık kardeşlik doğmuştu aramızda. Farklı ana babadan doğma, öz kardeşim gibi olmuştu benim için.
Tayini çıktığında yıkılmıştım. Yollar girecekti aramıza. Ama o yollar, o kardeşlikten 1 gram bile çalamadı bizden. İstanbul a gitme fikri ortaya ilk çıktığında “Ohhh kardeşimi göreceğim “diye çığlık atmıştım.

Uğur TURAN’ı anlatmak zor. O anlatılmaz yaşanır ancak. Mütevaziliği, insan sevgisi,hatipliği, saygısı,kültürünü yazmakla değil onunla paylaşarak görmek en güzeli. Bence çok başarılı bir Vali olabilecek ve bunu hak eden  gerçek bir değer…

“Başakşehir mutluluk şehri”. Burada mutlu insanlar yaşıyor” diyen kardeşim haklıydı belki.yeni bir yerleşim yeri.Yüksek binalar göze çarpıyor dört bir yanda.Lüks bir  ilçe belli.Ama bu kadar lüks bir şehre o kaymakamlık binası bence hiç yakışmıyor.Dışı seni içi beni yakar misali.Çok küçük … Ben kardeşimin Turgutludaki muhteşem odasından sonra Başak şehirdeki o sade odasında hayal kırıklığı yaşadım. Öyle muhteşem bir ilçeye böyle bir bina yakışmıyor. Büyüklerimizin dikkatine…

Böyle hareketli bir şehirde, yoğun geçen gününe rağmen bana vakit ayırdı kardeşim.Ama daha fazla rahatsız etmek, işine engel olmak istemeyince dünya güzeli birazcık da karakter olarak bana benzeyen, yazı işleri müdürü Yaprak KAKRAMAN ve  güler yüzlü şoförü hasan ÇAKIR’la Başakşehir  turuna çıktık.

İlk Millet kıraathanesine düştü yolumuz. Sıcacık, çok katlı kütüphanede yüzlerce insanımız bilgisayar başında ya da masalarda kitaplarını okuyorlardı. İsteyen bilgisayarda ödevini yapıyor çıktısını alıyordu. Günümüz gençliği için muhteşem bir ortam yaratılmış, fırsatlar sunulmuş ve insanımızda bu fırsatları çok iyi değerlendiriyordu.


Sonra Gökhan ÖZÇAKAR’ın işletmesini yaptığı, kanal İstanbul un yapılması düşünülen alanı kuşbakışı gören “SAKLI BAHÇE ”de bir çay içimi oturmak istesek de, anında muhteşem bir akşam yemeği ile onurlandırıldık. Gökhan ÖZKAÇAR:”değerli kaymakamımızın ablası gelecek ve biz onu yemek yedirmeden göndereceğiz bu bize yakışmaz “deyince bu emrivakiye uyduk ve çok memnun kaldık, bu muhteşem işletmede muhteşem bir akşam yemeği yiyerek vedalaştık.

Kardeşim makamda yeni toplantısını bitirmişti. Başakşehir İlçe sağlık müdürü Dr.Deniz BİLGİN’le tanıştık ayaküstü.
Esenlere kardeşim ve şoförü bıraktı beni. Burukça vedalaştık. Gözlerimiz gülüyor, yüreklerimiz ağlıyordu. Bir İstanbul masalı daha sona ermek üzereydi işte...

Olmazsa olmazım, GÜVEN otobüs işletmesi yazıhanesinde, sıcacık bir ortamda aracımın hareket saatini bekledim.

Güven aracım geldiğinde, güvenle bindim aracıma. Güvenli bir yolculuktan sonra dolu dolu yaşadığım bu İstanbul macerasından huzurlu mutlu ve yorgun döndüm Salihliye. Şimdiden İstanbul’u ve İstanbul’daki sevdiklerimin özlemiyle…